Çizgili Pijamalı Çocuk Film Konusu, Yorumu ve İncelemesi | The Boy in the Striped Pyjamas

izgili pijamalı çocuk film konusu yorumu ve incelemesi

Çizgili Pijamalı Çocuk Film Konusu Yorumu ve İncelemesi yazımızda; Çizgili Pijamalı Çocuk film konusu, yorumu, incelemesi, yönetmeni, senaristi, oyuncu kadrosu, yayınlanma tarihi gibi soruların cevaplarını bulacaksınız…

Elbet içimizde “ben tarih sevmiyorum” diyenlerimiz vardır. Fakat her zaman vurgu yapılan ve mutlaka duymuş olduğunuz bir olay var ve bu filmde de bunun kalıntılarını görüyoruz. 2.Dünya Savaşı… Almanların Yahudilerle olan ilişkisi, Yahudilere yapılan soykırım vb. Bu filmde de yapılan soykırımın arka planında neler yaşandığını görüyoruz.

Yine belki içinizde tarihle aşırı ilgili olanlarınız vardır. Filmi, tarihte yaşanmış gerçek hikâyelerle kıyasladığınızda bazı hataların olduğunu göreceksiniz. Ben bunun en basit örneğini evde çalan müzik sahnesinde gördüm. Fakat genel itibariyle filmi çok beğendiğimi ve kanıma işlediğini söylemeden geçemeyeğim. Evet belki 2.Dünya Savaşı temalı diğer filmlerin biraz gerisinde kalsa da, kısa ve sade oluşuyla izlenilmeyi hak ediyor. Beğenmemdeki en önemli unsur ise yaşanan savaşa rağmen minicik çocukların içindeki o saflık. Irkçılık nedir bilmeyen, karşısındakini kendisi gibi gören o iyi yüreklilik. Abartılı tabirle, keşke dünyayı çocuklar yönetse…

Çizgili Pijamalı Çocuk orijinal adıyla The Boy in the Striped Pyjamas, John Boyne’nun aynı isimli kitabından Mark Herman tarafından uyarlanan 2008 yapımı savaş/dram filmidir. Konu bütünlüğü olarak hemen hemen ikisi de aynıdır ve her ikisi de birçok ödüle layık gösterilmiştir. İster kitabını okuyun ister filmi izleyin ama mutlaka birini gerçekleştirin çünkü bir şey kaybetmeyeceksiniz.

Filmin işleyişine geçmeden önce oyuncu kadrosundan bahsetmek istiyorum. Filmin kahramanı olarak nitelendirebileceğimiz Bruno karakterini canlandıran Asa Butterfield. Kendisini günümüzün ergen dizilerinden olan Sex Education’dan hatırlayabilirsiniz. Benim beğendiğim kadın oyuncular arasında yer alan Vera Farmiga, Bruno’nun annesi rolünde Elsa ismiyle karşımızda. Bana göre Bates Motel dizisi ile oyunculuğunu ispat etmiştir. David Thewlis ise Bruno’nun babası olarak karşımızda. Ralf yüksek rütbeli bir Nazi generali. Filmin bir diğer önemli yıldızı Jack Scanlon, Shmuel karakterini canlandırıyor. Rupert Friend, Amber Beattie, David Hayman; filmin diğer önemli oyunları arasında yerini almaktadır.

İlginizi Çekebilir: The Green Mile

Çizgili Pijamalı Çocuk Film Konusu Yorumu ve İncelemesi

çizgili pijamalı çocuk film konu yorum ve incelemesi

Başlangıçta; hiçbir tarihi veya gündelik olaylardan haberi olmayan, gün geçtikçe kendi küçük dünyası için büyük bilgiler öğrenen Bruno’nun gözünden yaşıyoruz ve izliyoruz filmi. Ben de bu yazıyı 8 yaşındaki Bruno’nun gözünden yazıyor olacağım. Yukarıda da belirttiğim gibi Bruno 8 yaşında, arkadaşlarıyla oyun oynamayı çok seven iyi bir çocuk. Babasının askerlik görevinden dolayı Polonya’ya taşınmaları icap ediyor. Arkadaşlarından ayrılması Bruno’yu çok yaralıyor. Yeni yerleri keşfetmeye bayılan Bruno, yeni odasının penceresinden dışarı bakıyor ve kendince bir çiftlik (aslında Yahudi çalışma kampı) görüyor. Bir gün evden gizlice kaçıyor ve çalışma kampına gidiyor. Gittiğinde gördükleri yine kendince bir çiftlikte olması gereken şeyler gibi. Çitler, çalışan insanlar ve onların oyun oynadığını düşünmesine yol açan; numaralı ve herkeste olan “çizgili pijamalar”. Orada bir çocuk görüyor, kendisi gibi 8 yaşında Shmuel isminde. Orada çalıştıklarını öğreniyor bir çiftçi gibi. Aralarında bir çit ve bu çitlerin elektrikli olduğunu veya onlardan faydalanıp daha sonra yakıldıklarını bilmiyor.

Gün geçtikçe bazı şeyleri anlamlandırmaya başlıyor Bruno. O insanların Yahudi olduğunu öğreniyor fakat hala niye öyle kapalı tutulduklarını bilmiyor. Babasının onları orada tuttuğunu öğrendikten sonra babasını sorguluyor. Shmuel’e senin baban kötü biri mi diye soruyor. Shmuel’in açlıktan bitkin düştüğünü görüp ona yemek götürüyor. Büyük bacalardan çıkan siyah ve kötü kokan dumanı sorguluyor. Bruno hiçbir şeyi anlamlandıramazken, Elsa da sorgulayıcı bir hale giriyor. Dumana anlam veremeyen Elsa, kocasıyla ayrılık durumuna geliyor. Ralf’ın bu kadar ileriye gidebileceğini tahmin edemiyor ve onu tanıyamaz hale geliyor. Yine bir gün Bruno evden kaçıyor ve Shmuel’un yanına gidiyor. Shmuel, babasını bulamadığını ve merak ettiğini söylüyor. Bruno, arkadaşının babasını bulmak adına elektrikli çitleri kazarak geçiyor ve filmin en dramatik anı başlıyor…

Filmle ilgili önemli detayları olabildiğince vermeye çalıştım. Aslında filmin özeti gibi dursa da yaşanan olayların bunlardan ibaret olduğunu söylemek istiyorum. İki tane birbirinde farklı konumdaki çocuğun, nasıl arkadaş olduklarını ve ırkın önemli olmadığını gördük. Daha açıklanacak bir sürü detay olmasına rağmen; yazıyı burada bitirmek istiyorum. İyi seyirler…

İlginizi Çekebilir: Snowpiercer

Çizgili Pijamalı Çocuk Film Konusu Yorumu ve İncelemesi yazı sonu…