Fahrenheit 451 Kitap Yorumu, İncelemesi ve Analizi | Ray Bradbury

Fahrenheit 451 Kitap Yorumu İncelemesi ve Analizi

Fahrenheit 451 Kitap Yorumu, İncelemesi ve Analizi yazımızda sizleri; Fahrenheit 451 kitap yorumu, incelemesi, analizi, yazarı ve yayınlanma tarihi gibi soruların cevaplarını bulacaksınız…

Bugün sizlere; herkesin dilinden düşüremediği, üzerinden sayısız incelemelerin yapıldığı ve yazımı üzerinden 69 yıl geçmesine rağmen orijinalliğini koruyan Fahrenheit 451 kitabından bahsedeceğim.

Kitabın detaylarına geçmeden önce, eserin yazarı olan Ray Bradbury hakkında konuşmak istiyorum. 1920 doğumlu ünlü yazar, yazdığı Fahrenheit 451 kitabı ile hem döneminin hem de bugünlerin en büyük distopik eser yazarı olarak görülmektedir. Romanlarının haricinde yüzlerce öykü ve şiir yazan Amerikalı yazar, kazandığı birçok ödülle eserlerini ve kendisini taçlandırmıştır. Hugo En İyi Roman Ödülü, Amerikan Ulusal Kitap Ödülü, Pulitzer Onur Ödülü, aldığı ödüllerin yalnızca birkaçıdır. Yazdığı romanların birçoğu beyaz perde ve operaya uyarlanmıştır. Fahrenheit 451, 1988 yılında operaya; 1966 yılında ise orijinal ismiyle François Truffaut tarafından filme uyarlanmıştır.

Yukarıda filme uyarlandığından bahsettim fakat kitabın ne kadar doğrulukla veya koskoca 200 sayfanın ne kadarının filme yansıtıldığı konusunda şüphelerim yok değil. Ben henüz filmi izlemedim o yüzden iyi veya kötü diyemeyeceğim. İzlememi önerirseniz, seve seve izlerim.

Diğer bahsetmek istediğim konu; kitabın dili ve ağırlığı. Eminim ki 1951 yılında yazılan eserin dilini merak ediyorsunuzdur. Bu konuda ben ve çevremdeki insanlar arasında bir çelişki bulunuyor. Kimi hafif olduğunu kimi ise ağır olduğunu söylüyor. Yazarın tarzından bağımsız olarak, bu dengesiz yorumları kitabın yayınevine bağlıyorum. Sanırım yıllara ve basımlara göre değişen çeviriler, kitabın içeriğini ve konu bütünlüğünü önemli ölçüde etkiliyor. Yazarın tarzına gelecek olursak; kitap bilim-kurgu türü olarak geçtiği için içinde doğal olarak çeşitli yerlerde bilimsel cümleler geçiyor. Bu da bazen dikkat kaybına yol açsa da, benim gözüme batmadı.

İlginizi Çekebilir: Dava

Fahrenheit 451 Kitap Yorumu İncelemesi ve Analizi

Fahrenheit 451 Kitap Yorumu İncelemesi ve Analizi

Şimdi gelelim neredeyse 70 yılı deviren Fahrenheit 451 kitap yorumuna. Kitabı alıp incelediğimde, “Yakmak bir zevkti.” diye bir cümle gördüm ve açıkçası bayağı bir şaşırdım. Daha sonra farkettim ki kitap, Guy Montag ismindeki bir itfaiyeciyi konu ediyor. İşin ilginci, bu itfaiye birimi yangınları söndürmek yerine, evinde kitap bulunan insanların kitaplarını veya gerekirse evlerini yakıyor. Hiçbir şeyi sorgulamayan, her söyleneni yapan ve hayatla ilgili hiçbir görüşü olmayan Guy Montag ve halk. Sosyal hayatı olmayan, evden işe işten eve mantığı ile devam eden, evlerinde bulunan televizyon sayesinde hayata tutunan bir topluluk. Fakat Montag için bu böyle devam etmiyor ve kitabın vermeye çalıştığı derslerden biri olan hayatı ve düzeni sorgulama kısmı başlıyor.

Bir gün yine işine giderken sokakta yürüyen 17 yaşındaki bir kızla tanışıyor ve muhabbet etmeye başlıyor. Konuşmanın sonunda kız ona “hayattan ve yaptığın işten mutlu musun” tarzından bir soru soruyor ve Montag’ın kafasında düzene karşı soru işaretleri oluşmaya başlıyor. Bunun üstüne kitaplarını yok etmeye gittikleri yaşlı bir kadın, Montag’ı tamamen sorgulayıcı bir hale sokuyor. Kadın, kitaplarını çok sevdiğini ve kitapları yoksa kendisinin de yaşamasının bir anlamı olmadığını söylüyor. Bu noktadan sonra -1984 kitabında Winston’da da gördüğümüz gibi- Montag düzene ve sisteme karşı hareketlenmeye başlıyor. Yakmaya gittikleri her evden kitaplar çalıyor ve kendi kitaplığını oluşturmaya başlıyor. Yakalandığı anda hayatının sona ereceğini bilen Montag büyük bir titizlikle yoluna devam etse de bazı şeyler onun için iyi gitmiyor.

Kitap yazarı Ray Bradbury, bilim kurgu ve distopya temalarını birleştirerek bizlere hayat dersi niteliğindeki bilgileri sunuyor. Evlerin televizyonlarla dolu olduğu bir dönemde, anlatılan bilgilerin doğru olup olmadığını bilmeden körü körüne inanan bir topluluk; kitap okumanın veya bulundurmanın çok büyük bir suç olduğu ve neredeyse ölümle sonuçlandığı bir yönetim biçimi. Evlerinde hiçbir ev işi dahil yapmayan ev kadınları ve bunun gibi akla yatmayan sayısız olay…

Son olarak kitaptaki birkaç imgeden bahsetmek istiyorum. Kitapta mekanik tazı olarak geçen ve bir köpeğe benzetilen robotun amacı, hükümetin belirlediği yasalara uymayan kişileri cezalandırması. Ve kitapta onun için şöyle söyleniyor:

O iyi bir zanaat eseri, kendi hedefini yakalayabilen ve her seferinde on ikiden vurmayı garanti eden iyi bir tüfek.

Yine bilgi olarak söylemek istediğim, kitabın adında da geçen 451 sayısı; bir kitabın yani kağıdın fahrenheit cinsinden yanma derecesidir.

Daha yazdıkça yazasım geliyor fakat kitabı okumayanlar için durmak istiyorum. Eğer; 1984, Cesur Yeni Dünya gibi eserlerde de gördüğünüz distopya teması hoşunuza gidiyorsa kitabı mutlaka okumalısınız. Hala kitap okuma şansımız varken kesin okumalısınız… Kitap okumanın önemini ve bize neler kazandırdığını düşünerek, hem okumalı hem de okutmalısınız. Kitapların insan gelişimi için ne kadar mühim olduğunu ve bizleri medeni kıldığını, empati duygularını geliştirdiğini unutmamalıyız. İyi Okumalar!

İlginizi Çekebilir: Körlük

Fahrenheit 451 Kitap Yorumu İncelemesi ve Analizi yazı sonu…