Martı Jonathan Livingston-Richard Bach | Kitap Yorumlarım

Martı Jonathan Livingston 1972 yılında Amerikalı yazar Richard Bach tarafından kaleme alınmış bir öykü kitabıdır. Her ne kadar öykü kitabı olsa da, içinde gerçekçi olayların yer alması ve günümüzü yansıtması bakımından ilham verici bir kitap demek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Martıların adeta bir insanmış gibi yansıtıldığı kitapta, Jonathan Livingston isimli martının hedefleri doğrultusunda azimli ve tutkulu ilerleyişi anlatılmaktadır.

10.000’den az sözcükten oluşması, sayfalarının çoğunun resimlerle dolu olması sizi yanıltmasın; öykü yıllardır en çok satılan kitaplar arasında yerini korumakta ve kolay kolay düşecek gibi gözükmüyor. Aynı zamanda bu kitabı konu alan Martı isimli sayısız film bulunmaktadır. Teması bakımından Ernest Hemingway’den “Yaşlı Adam ve Deniz” kitabına çok benzettiğim bu eseri alıp okumanızı tavsiye ederim.  

Yaşamak için ne çok neden var!

martı jonathan livingston

Martı Jonathan Livingston hayatın sınırlarını sonuna kadar zorluyor

Jonathan’ı diğer martılardan ayıran en önemli özelliği, tükenmek bilmeyen hırsıydı. Diğerleri zamanını havada sadece yemek aramakla geçirirken, Jonathan yemek yemeyi unutuyor; nasıl daha iyi ve hızlı uçarım sorusunun cevabını arıyordu kendi kendine. Her gün daha iyisi için uğraşıyor, risk almaktan çekinmiyor ve belki de en önemlisi; pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan mücadelesini sonuna kadar veriyordu. Ama verdiği bu uçma çabaları, martı sürüsü tarafından hoş karşılanmadı ve martı sürüsü Jonathan’ı kendi sürülerinden uzaklara yolladı.   

Sürüden ayrılması sonucu kendisini, “Cennet” olarak adlandırdığı yerde buluyor. Orada kendisi gibi; öğrenmekten, keşfetmekten asla vazgeçmeyen martılarla karşılaşıyor. Chiang isminde, kendisine en büyük desteği veren ve uçma teknikleri konusunda yardımcı olan yaşlı öğretmeniyle tanışıyor. Günden güne kendini geliştiren Jonathan; Fletcher, Kirk ve Maynard adında, aynı kendisi gibi uçmaya tutkulu martıları eğitmeye başlıyor..

Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerinizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!

Öykü bittikten sonra kafanızda, yapmanız gereken ama bir türlü üstüne düşmediğiniz görevleriniz, hayalleriniz hakkında pişmanlıklarınız artmaya başlıyor. Yazarın da bizde yaratmaya çalıştığı etki de tam olarak bu. Eksik yaptığınız veya daha iyisi için uğraşmadığınız görevlerin, emek ve sabır karşılığında başarabileceğiniz düşüncesi bizlere aktarılıyor. Hayal etmekten vazgeçmememiz ve her zaman o hayalin peşine düşmemiz gerektiği söyleniyor.

Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtulun, bedenlerinizin zincirlerini kırın.

martı jonathan livingston richard bach