Otomatik Portakal Film Konusu ve Yorumlarım | A Clockwork Orange

A Clockwork Orange Otomatik portakal

A Clockwork Orange , namıdiğer Otomatik Portakal. Anthony Burgess’in 1962 yılında yazmış olduğu romanı, 1971 yılında aynı isimle filme uyarlamışlar. İngiliz-Amerikan ortak yapımı olan Otomatik Portakal film yönetmeni Stanley Kubrick. Filmin başrollerinde ise Malcolm Mcdowell, Patrick Magee, Micheal Bates gibi isimler bulunuyor.

Film 1971 yılında piyasaya sürüldükten sonra bazı ülkelerde sansürlü yayınlanmış hatta bazı ülkelerde direkt yasaklanmış. Sizin de izledikten sonra göreceğiniz üzere bu pek de şaşırtıcı bir şey değil. En büyük yasak ise İngiltere’de yaşanmış. Film vizyona girmiş fakat sonradan şiddet ve cinsellik dozunun fazla olduğu iddia edilmiş. Otomatik Portakal, İngiltere’de 2000 yılına kadar yasaklı filmler listesinde yerini almış.

Otomatik Portakal Film Konusu

Otomatik Portakalı, 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi distopik eserlerin bulunduğu listeye yazmak yanlış olmaz. Otomatik Portakal filmi, Alex (Malcolm Mcdowell) ve üç arkadaşının etrafına saçtıkları şiddet ve dehşet dolu sahnelerle başlıyor. Bir araya gelip insanlardan para çalıyor, insanları gasp edip tecavüz ediyorlar. Şiddet uygulamaktan zevk alan grup, adam öldürmeye kadar ilerliyor. Bir soygunda arkadaşları tarafından geride bırakılan Alex yakalanıyor ve hapishaneye atılıyor. Filmin distopik dediğim kısmı ise buradan sonra başlıyor.

Devlet bir program geliştirmiştir. Program, suçlular cezalandırıldıktan sonra bir kobay gibi kullanılarak ”suçlular topluma yeniden nasıl kazandırılır” veya bir suçlu “nasıl iyi bir insan olur” gibi soruları kapsamaktadır. Bu sorulara cevap olarak da Ludovico tekniğini geliştirmişler. Bu teknikte, suçlunun zamanında yaptığı ya da bir daha yapabileceği o eylemin, kötü ve zararlı olduğunu anlatmak için şiddet içerikli birçok görüntü izletilir. Aynı zamanda suçluyu kendini daha da kötü hissetmesi için çeşitli ilaçlarlar verilir, vücudu bir sandalyeye sabitlenir. Hatta görüntüler izletilirken suçlu gözlerini kapatmasın diye göz kapakları bir aletle tutturulur. Görüntüler ve ilaçlar sayesinde suçlunun midesi o kadar bulanır ki suçlu şiddet içeriğinden tiksinir hale gelir.

Bizim Alex de programa gönüllü olarak katılmak ister. Hapishaneden çıkış biletim olarak görür bu programı. Acaba programın ne olduğunu bilse katılır mıydı? Ona da ilaç vermeye başlarlar, her gün bir saat boyunca şiddet ve cinsel içerikli görüntüler izletirler. Hatta bu görüntüler izletilirken, Alex’in hayranı olduğu Beethoven’ın 9.senfonisi çalar arka planda. Artık şiddet ve cinsellikten nasıl tiksiniyorsa, Beethoven’dan da o derece tiksinir hale gelir. Alex’in tedavisi tamamlanır ve kendisini dışarıda bulur. Artık iyi bir insan mıdır? Çevresindekilere kötülük yapmayacak mıdır? İnsanı makine haline getirmek bu kadar kolay mıdır? Bu soruların cevaplarını kendiniz görün istiyorum. A Clockwork Orange kesinlikle izlemeniz veya kitabını alıp okumanız gereken bir yapıt…

Otomatik Portakal Filmi Konusu yazı sonu…