The Shining Film Konusu ve Yorumu | Cinnet

the shining film konusu ve yorumu

Bugün sizlere sinema tarihinde önemli yer etmiş, korku filmleriyle meşhur Stanley Kubrick’ten Türkçe adı Cinnet orijinal adı The Shining Film Konusu ve Yorumu hakkında görüşlerimi paylaşacağım. Daha önce paylaşmış olduğum A Clockwork Orange filminde olduğu gibi bu filmde de, konu bir kitaba dayanıyor. Usta yazar Stephen King’in 1977 yılında yazmış olduğu The Shining isimli korku romanı bu filmin ana hatlarını oluşturuyor.

Drama ve korku kategorisi altında oluşturulan ve oyuncu kadrosunda Jack Nicholson, Danny Lloyd, Shelley Duvall, Philip Stone, Joe Turkel gibi isimlerin yer aldığı film, 1980 yılında izleyiciyle buluştu. IMDb tarafından 8,4 gibi başarılı bir puana layık gösterilen The Shining aynı zamanda da en iyi filmler arasında yerini almaktadır. Sıkça duyduğumuz “kült filmler” arasında gösterilen film, yayınlandığı yıllar içerisinde büyük ses getirmiş ve halen daha film üzerinden çeşitler yorumlar yapılmakta. Her dakikasında size gerilimi son noktanıza kadar yaşattıran Stanley Kubrick yapımı Cinnet-The Shining Film Konusu ve Yorumu sizlerle.

The Shining Film Konusu

Film, Jack Torrance isimli yazarın; kış sezonunda hizmete kapalı olan Overlook Oteli’nin, o dönem boyunca bakımı için yapılacak işleri üstlenmeyi kabul etmesiyle başlar. Daha sonra kendisinin yanı sıra ailesini de yanına alan Jack Torrance, ailesiyle kış boyunca otelde kalacaktır. Otelde kalmaya başladıktan sonra birtakım doğaüstü olaylar gerçekleşmeye başlar. Doğaüstü özelliklere sahip olan Danny (Jack’in oğlu) otelde bazı şeylerin ters gittiğini hissetmeye başlar. Ailesini, çeşitli zamanlara ait ruhların bulunduğunu inandırmaya çalışır. Otelin içindeki bu ruhlar, Jack’i gün geçtikçe “cinnet” geçirecek hale getirir…

Filmi izledikten sonra, bu filmi konu eden Stephen King romanı The Shining’i okuyan bir arkadaşımla konuştum. Onun söylediği ve benim anlattıklarıma göre; roman ve film arasında bazı farklar varmış. (Otel oda numarası, araba rengi vb.) Bunu öğrendikten sonra yaptığım araştırmalar bunu kanıtlar nitelikteydi. Stephen King’in filmi izledikten sonra hiç beğenmediğini ve Stanley Kubrick ile ters düştüğünü öğrendim.

Jack Nicholson’un harika performansı, sizi her an heyecanlandıran film müziği ve Stanley Kubrick’ın usta yönetmenliği ile akıllardan çıkmayacak bir film. Her izleyişinizde yeniden gerileceğiniz, gerilim konulu içerik sevenler için bire bir. İyi seyirler dilerim!